Lübnan Hakkında genel bilgi
معلومات عامة عن لبنان

LÜBNAN

Resmi adı: Lübnan Cumhuriyeti

Başkenti: Beyrut (Nüfusu: 1.950.000)

Diğer önemli şehirleri: Trablusşam, Sayda, Zahle, Sur, Nebatiye.

Yüzölçümü: 10.452 km2

Nüfusu: 2.950.000 (1993 tahmini). (İç karışıklıklar dolayısıyla 1970`ten buyana nüfus sayımı yapılamamıştır.) Nüfusun % 80`i şehirlerde yaşamaktadır. Ortalama ömür 67 yıldır. Çocuk ölümlerinin oranı binde 40`tır. Nüfusun % 43`ünü 14 yaşın altındakiler oluşturmaktadır.

Km2 başına düşen insan sayısı: 287

Nüfus artış hızı: % 1.4

Etnik yapı: Lübnan nüfusunun % 83`ünü Araplar oluşturmaktadır. Lübnan Araplarının % 63`ü Müslüman, % 8`i Dürzi, kalanı ise Maruni hıristiyandır. % 11 oranında Grek (Yunan asıllılar) vardır. Greklerin % 59`u ortodoks, % 41`i katoliktir. % 5 oranında Ermeni vardır. Ermenilerin tamamı, Ermeni kilisesi mensubu (ortodoks) hıristiyandır. % 1 oranında da Kürt vardır ki, Kürtlerin tamamı Müslümandır.

Dil: Resmi dil Arapça ve Fransızca`dır. Halkın geneli Arapça konuşmaktadır. Arap olmayan ve yukarıda zikredilen etnik unsurların dilleri de konuşulur.

Din: Devletin resmi dini yoktur. Halkın % 59.5`i Müslümandır. Müslümanların % 60`ı şii, % 40`ı sünnidir. Yaklaşık % 7 oranında da Dürzi vardır ki bunlar da Müslümanlar arasında gösterilmektedir. Ancak Dürzilerin inanç ilkeleri İslâm`ın inanç ilkelerinden çok uzaktır. Dürziler Allah`ın yedi imama hulul ederek nasuti kisveye büründüğüne son olarak da el-Hakim bi Emrillah`ın suretinde göründüğüne inanırlar. Dürziliğin temelini oluşturan Hamza ibnu Ali adlı kişi de kendisinin Allah`ın nurunu ve tevhidini taşıdığını ileri sürmüştür. Bu ve benzeri inanç prensipleri dolayısıyla Dürzilik İslâm mezhepleriyle ilgili kitaplarda İslâm sınırlarının dışına çıkmış mezhepler arasında anılır. Lübnan nüfusunun % 20`sini Maruni hıristiyanlar oluşturur. Maruniler Arap katoliklerdir. Ancak bazı konularda diğer katoliklerden ayrılmaktadırlar. Yaklaşık % 5.5 oranında Grek ortodoks vardır. % 3.4 oranında Grek katolik, % 3.4 oranında da Ermeni ortodoks mevcuttur.

Coğrafi durumu: Ortadoğu ülkelerinden sayılan ve bir Ön Asya ülkesi olan Lübnan kuzeyden ve doğudan Suriye, güneyden Filistin (İsrail işgali altında), batıdan da Akdeniz ile çevrilidir. En yüksek yeri Lübnan Dağı (3803 m.)`dır. En önemli akarsuları Asi ve Litani ırmaklarıdır. Lübnan topraklarının önemli bir kısmı dağlıktır. Lübnan dağları adı verilen dağ kütlesi ülkenin kuzey bölgesini “u” şeklinde sarmıştır. Topraklarının % 30`u tarım alanı, % 8`i orman ve çalılıktır. Tarıma elverişli alanlar daha çok sahilde ve akarsu yataklarındadır. Bu yüzden bu arazilerin çoğu sulanmaktadır. Kıyı kesiminde Akdeniz iklimi, iç kesimlerde biraz daha sert ve soğuk bir iklim hâkimdir. Akdeniz kıyısında bulunan başkent Beyrut`ta yıllık sıcaklık ortalaması 24 derece, yıllık yağış ortalaması 501 mm.`dir.

Yönetim şekli: Lübnan`da hâlen uygulamada olan devlet geleneğine göre cumhurbaşkanı hıristiyanlardan, başbakan sünni Müslümanlardan, meclis başkanı ise şii Müslümanlardan seçilir. Ancak siyasi alanda Maruni hıristiyanlar daha etkin durumdadırlar. İç karışıkların en önemli sebeplerinden biri de budur. Bütün hıristiyan grupların toplamı ülke nüfusunun % 50`sini bulmazken siyasi platformda hâlâ hıristiyanlar çoğunluk olarak kabul edilmektedir. Hükümette de bütün dini kitleler resmi protokolde kabul edilen oranlarına göre temsil edilirler. 128 üyeli parlamentoda hıristiyanlarla Müslümanlar yarı yarıya temsil edilmektedir. Ancak Dürziler ve Nusayriler de Müslümanlardan sayılmaktadır. Lübnan, BM, İKÖ (İslâm Konferansı Örgütü), Arap Devletleri Birliği, IMF (Uluslararası Para Fonu), İslâm Kalkınma Bankası gibi uluslararası örgütlere üyedir.

Siyasi partiler: Lübnan`da aslında siyasi partilerden çok siyasi oluşumlardan söz etmek gerekir. Bu ülkedeki dini etnik unsurların hemen hepsinin bir siyasi oluşumu mevcuttur. Bazı dini kitlelerin birden fazla siyasi oluşumları bulunmaktadır. Bu siyasi hareketlerin birçoğunun askeri kolu da mevcuttur. 1988`den sonra kısmen siyasi otoritenin sağlanmasından sonra silahlar toplandıysa bütün siyasi gruplar tam anlamıyla silahtan arındırılmış değildir. Bu siyasi oluşumların başta gelenleri: Falanjist Parti (el-Ketâib): Maruni hıristiyanların partisidir. 1936`da Pierre Cemayel tarafından kurulmuştur. Lübnan Kuvvetleri adında bir milis gücü mevcuttur. 1982`de İsrail`in Lübnan`ı işgal etmesi esnasında, Sabra ve Şatilla katliamlarını yahudi askerlerin gözetiminde Lübnan Kuvvetleri`ne bağlı gerillalar gerçekleştirmişlerdir. Falanjist Parti, Marunilerin en güçlü siyasi örgütüdür. Lideri Semir Ca`ca`dır. Emel Hareketi: Solcu ve Suriye yanlısıdır. Kurucuları ve yöneticileri şii kökenlidirler. Lideri Nebih Berri`dir. İslâmi Emel: Şiilerin bir partisidir. (İslâmi Hareket kısmına bkz.) İlerici Sosyalist Parti: Dürzilerin partisidir. 1949`da Kemal Canbulat tarafından kurulmuştur. Mevcut lideri Velid Canbulat`tır. Lübnan Cephesi: Sağcı hıristiyanların bir partisidir. Milli Cephe: Müslüman kökenli bazı solcuların partisidir. Lübnan Komünist Partisi: 1924`te kurulmuştur. Lübnan`ın en eski siyasi partisi, Arap dünyasının da en eski komünist partisidir. Baas Partisi: Suriye yanlısıdır ve Baas ideolojisini savunmaktadır. (Baas ideolojisi hakkında Suriye ve Irak`taki siyasi yapı hakkında verilen bilgilere bkz.) Taşnak Partisi: Ermenilerin partisidir. Bağımsız Nasırcı Hareket: Nasırcılığı savunmaktadır. Kurucuları ve liderleri Müslüman kökenlidir. Milli Blok: Maruni hıristiyanların partisidir. Lideri Raymond İde`dir. Arap Demokratik Partisi: Suriye yanlısıdır. Kurucuları ve yöneticileri nusayrilerdendir. İslâmi Tevhid Hareketi ve Hizbullah hakkında İslâmi Hareket kısmına bkz.

İdari bölünüş: 6 il ve 26 kaymakamlıktan meydana gelir.

Tarihi: Lübnan İslâm orduları tarafından 636`da Hz. Ömer (r.a.) zamanında fethedildi ve Şâm (Suriye) eyaletine bağlandı. Lübnan da Suriye gibi raşid halifeler döneminden sonra sırasıyla Emevi, Abbasi, Mısır hükümdarları, Selçuklular, Eyyubiler ve Memlüklülerin hâkimiyetinde kaldı. Lübnan 1516`da Osmanlı hâkimiyetine geçti ve I. Dünya Savaşı sonuna kadar 400 yıl süreyle Osmanlı idaresinde kaldı. Osmanlılar Lübnan`ı merkezden tayin ettikleri bir vali vasıtasıyla yönettiler. Ancak ülkede yaşayan etnik unsurların kendi inanç ve geleneklerini uygulamalarını sağlayacak şekilde örgütlenmelerine de fırsat tanıdılar. 1918`de Lübnan Fransızlar tarafından işgal edildi. Fransızlar ülkedeki Marunilerle işbirliği içine girerek Müslümanlara baskı yapmaya başladılar. Fransız işgali 1943 Kasım`ına kadar sürdü. 1 Ocak 1944`te de Lübnan`ın bağımsızlığı resmen tanındı. Ancak Fransızların ülke üzerindeki nüfuzları tam anlamıyla sona ermedi. Fransa bu tarihten sonra da Lübnan`daki siyasi yapının teşekkülünde Suriye`yle birlikte söz sahibi olmuştur. Bağımsızlık sonrasında cumhurbaşkanlığına Bişâr el-Huri getirildi. Onun cumhurbaşkanlığı 18 Eylül 1952`ye kadar sürdü ve ondan sonra Kamil Şem`un cumhurbaşkanı oldu. Şem`un maruni hıristiyanlardandı ve izlediği politikayla gerek Dürzilerin, gerekse Müslümanların tepkisine yol açtı. Lübnan`ın Mısır`la birleşmesini isteyen Arap milliyetçiler de Şem`un politikasına karşı çıkıyorlardı. Sonuçta 8 Mayıs 1958`de muhalefetten bir gazetecinin öldürülmesi geniş çaplı bir tepkiye yol açtı ve bu tepki çok geçmeden silahlı eylemlere dönüştü. Eylemler üzerine Şem`un ABD`den yardım istedi ve ABD 15 Temmuz 1958`de Lübnan`a askeri çıkarma yaptı. Fakat olaylar durmadı ve ABD siyasi manevralarla bir çözüm bulma yoluna gitti. Bu çerçevede 31 Temmuz 1958`de Ordu komutanı Fuad Şihab`ı 22 Eylül 1958`de (Kamil Şem`un`un kanuni süresinin bitiminde) görevi devralmak üzere cumhurbaşkanlığına seçti. Fuad Şihab görevi devraldıktan sonra Müslüman kökenli Reşid Kerami`ye bir hükümet kurdurdu. Ancak hıristiyan gruplar buna karşı çıktılar ve ülke genelinde eylemler başlattılar. Fuad Şihab cumhurbaşkanlığı süresince ülkede bir denge politikası izlemeye çalıştı. Bununla birlikte halk tabanının tam tasvibini kazanamadı ve siyasi karışıklıklar aralıklı olarak devam etti. Eylül 1964`te Şihab`ın süresinin bitmesinden sonra Charles Hilu cumhurbaşkanlığına seçildi. Onun döneminde siyonist İsrail yönetiminin saldırgan politikası yüzünden çok sayıda Filistinlinin Lübnan`a iltica etmek zorunda kalması dolayısıyla Lübnan, Filistin meselesinin de doğrudan içine çekilmiş oldu. Lübnan`a yerleşen Filistinliler bu ülkede örgütlenerek siyasi faaliyetlerde bulunmaya başladılar. Ancak Maruni Falanjistler bu durumdan rahatsız oluyorlardı. Charles Hilu`nun cumhurbaşkanlığı Ağustos 1969`da sona erdi ve yerine Süleyman Feranciye (maruni) cumhurbaşkanı oldu. Filistinlilerle Falanjistler arasındaki gerginlik Feranciye döneminde de devam etti ve bu gerginlik 1975`te iç savaşa dönüştü. İç savaş 1976`da da bütün şiddetiyle devam etti. Eylül 1976`da Süleyman Feranciye`nin görev süresinin dolması üzerine yerine İlyas Sarkis getirildi. 1976`nın sonlarına doğru, olaylara müdahale için Suriyelilerin öncülüğünde bir Arap Caydırıcı Gücü Lübnan`a sokuldu. Bu arada Suriye yönetiminin daha önceki olaylarda sürekli hıristiyanların yanında yer aldığını hatırlatalım. Müdahaleden sonra imzalanan bir anlaşmayla Filistinlilerin elindeki ağır silahların alınması, Filistinli gerillaların İsrail işgali altındaki Filistin toprakları sınırından 15 km. içeri çekilmelerinin sağlanması ve Lübnan ordu birlikleriyle Arap Caydırıcı Gücü`nün Filistin kampları çevresinde denetlemelerde bulunmaları kararlaştırıldı. Bu anlaşmanın hem siyonist İsrail devletini kuzeyden Filistinli gerillaların saldırıları konusunda güvenceye kavuşturma, hem de Filistinlilerin Lübnan içindeki hareket imkânlarını kısıtlama amacı taşıdığı açıktı. Ancak anlaşma olayları durdurmaya yetmedi ve 1977`nin başından itibaren Lübnan`ın yerli Müslümanları da kendilerini olayların içinde buldular. Öte yandan hıristiyan milisler durumlarını sağlama aldıktan sonra Arap Caydırıcı Gücü`nün çekilmesini isteyerek bu güce karşı silahlı eylemlere giriştiler. Bütün bu olayların ülke geneline yayılması ülkedeki siyasi otoritenin tamamen sembolik bir hal almasına ve Lübnan topraklarının değişik gruplar arasında paylaşılmasına yol açtı. Öte yandan siyonist İsrail güçleri de Filistinlilerin kuzeyden yaptıkları saldırılara cevap olarak çeşitli hava saldırılarında bulundular. İsrail 3 Haziran 1982`de Londra büyükelçisinin bir saldırı sonucu yaralanmasını bahane ederek 6 Haziran 1982`de Lübnan`ı işgal etti. Falanjistler bu işgalde İsrailli güçlere yardımcı olmuşlardır. Lübnan`da askeri güç bulunduran Suriye ise işgal karşısında sessiz kalmayı tercih etti. Siyonist güçler bu işgal esnasında Lübnan`da büyük bir tahribat yapmışlardır. Arap dünyasının Filistinlileri yalnız bırakması üzerine siyonist güçler Filistinli milisleri Lübnan`ı terk etmeye zorladı. İsrail işgalinin henüz devam ettiği sırada 23 Ağustos 1982`de Lübnan`da bir cumhurbaşkanlığı değişikliği de oldu ve İlyas Sarkis`in yerine Beşir Cemayel seçildi. Siyonist güçlerle çok yakın ilişkilerinin olduğu bilinen Beşir Cemayel cumhurbaşkanlığında daha bir ayını bile doldurmadan 14 Eylül 1982`de öldürüldü. İsrail kuvvetleri bu olayın oluşturduğu hava içinde Müslümanların çoğunlukta olduğu Batı Beyrut`un tamamını kontrol altına aldılar. İki gün sonra da meşhur Sabra ve Şatilla katliamları gerçekleştirildi. İşgalci siyonist askerler 16 Eylül 1982 tarihinde Filistinli mültecilerin kaldığı Sabra ve Şatilla kamplarını buralarda ikamet edenlerin herhangi bir yere kaçmalarını önleyecek şekilde kuşatmaya aldılar. Arkasından Falanjist milisler siyonist askerlerin gözetimi altında kamplara girerek büyük bir katliam gerçekleştirdiler. Lübnan hükümetinin açıklamasına göre bu katliamda toplam 991 kişi öldürüldü. Beşir Cemayel`in öldürülmesinden bir hafta sonra 21 Eylül 1982`de kardeşi Emin Cemayel cumhurbaşkanlığına getirildi. Emin Cemayel ülkede siyasi otoriteyi sağlamak için kendisine yardımcı olmaları üzere Amerika, Fransa ve İtalya`dan Lübnan`a asker göndermelerini istedi. Siyonist İsrail`in Lübnan`ı işgaline ve bu ülkede gerçekleştirdiği katliama göz yuman bu ülkeler Emin Cemayel`in isteğini kabul ettiler. Ama değişen bir şey olmadı. İç karışıklıklar ve silahlı eylemler yine devam etti. Siyonist güçler Şubat 1985`ten itibaren Lübnan`ı terk etmeye başladılar. Ancak çekilirken Güney Lübnan`da özel bir güvenlik bölgesi oluşturdular. Orada hıristiyan milislerden Güney Lübnan ordusu adında özel bir ordu kurdu ve başına da yine maruni bir subay olan Antuvan Luhad`ı geçirdiler. Bu ordu bugün hâlâ Filistinli güçlerin saldırılarına karşı İsrail`in kuzey sınırlarını korumaktadır. Emin Cemayel`in görev süresi Ekim 1988`de sona erdi. Ancak ABD ile Suriye`nin ondan sonra kimin Lübnan cumhurbaşkanı olacağı konusunda anlaşamamaları dolayısıyla ülke 1989 yılına cumhurbaşkanısız girdi. Bunun üzerine siyasi istikrarsızlıktan yararlanan genelkurmay başkanı Mişel Avn askeri gücünü de kullanarak kendini cumhurbaşkanı ilan etmek istedi. Öte yandan Arap ülkelerinin girişimiyle daha önceki çeşitli suikastlerde öldürülenlerden artakalan 62 Lübnanlı parlamenter cumhurbaşkanı sorununa çözüm bulmak üzere Ekim 1989`da Suudi Arabistan`ın Taif şehrinde toplandı. Bu toplantıda alınan kararlar doğrultusunda parlamenterler 5 Kasım 1989`da Lübnan`ın Klayat şehrinde bir toplantı düzenleyerek Röne Muavvad`ı cumhurbaşkanı seçtiler. Ancak Muavvad 17 gün sonra, 22 Kasım 1989`da öldürüldü. Onun öldürülmesinden 3 gün sonra da şimdiki cumhurbaşkanı İlyas el-Hiravi bu göreve getirildi. İlyas el-Hiravi Suriye ve ABD`den aldığı destekle Mişel Avn`ı Lübnan`ı terk etmeye zorladı. Öte yandan ülkeyi yeniden bir siyasi istikrara kavuşturmak amacıyla milis grupların ellerindeki ağır silahların bir kısmını topladı. Bu gelişmelerin arkasından ülkede kısmen bir istikrar ve siyasi otorite sağlanmıştır.

Dış problemleri: Lübnan siyasi yönden bağımsız bir devlet olmakla birlikte gerçek anlamda bir bağımsızlığa hâlâ kavuşmuş değildir. Suriye hâlâ bu ülkede asker bulundurmaktadır. Öte yandan İsrail`in hizmetindeki Güney Lübnan ordusu hâlâ varlığını sürdürüyor ve Lübnan yönetimi bu orduyu dağıtmaktan çekiniyor. Bunun yanı sıra Lübnan sürekli İsrail tehdidi altındadır. İsrail, Güney Lübnan`daki Filistinli mülteci kamplarına ve Lübnan içinde faaliyet yürüten bazı İslâmi grupların askeri merkezlerine sık sık hava saldırısı düzenlemektedir. İsrail saldırıları İslâmi grupların da, güneyde İsrail`in oluşturduğu güvenlik kuşağını aşarak siyonistlerin askeri üslerine saldırılar düzenlemelerine sebep olmaktadır.

İç problemleri: Lübnan her ne kadar kısmen istikrara ve huzura kavuşmuş görünüyorsa da geçmişteki çatışmalara ve suikastlara sebep oluşturan problemler tam anlamıyla ortadan kalkmış değildir. Milis güçlerin elindeki silahların bir kısmı toplanmış olsa da bu güçler tamamen silahtan arındırılmış değildir. Gruplar arasında tam bir uzlaşma ve barış da sağlanmış değildir. Lübnan`ın en önemli bir iç meselesi de Filistinli mülteciler meselesidir. Lübnan çok sayıda Filistinliyi barındırmak zorundadır. Bunlardan bazıları çalışma ve barınma imkânı bulmuşlarsa da birçokları hâlâ kamplarda kalmaktadırlar. Bu da hem ülkeye ekonomik külfet getirmekte hem de siyasi açıdan bazı sıkıntılara yol açmaktadır. İsrail bu Filistinlilerin yurtlarını hâlâ işgal altında tuttuğundan bu insanlar evlerine, yurtlarına dönme imkânı da bulamıyorlar. Lübnan`ın iç meselelerinden biri de bazı uluslararası terör örgütlerinin bu ülkede yuvalanmış olmasından kaynaklanan durumdur.

İslami Hareket: Lübnan çok sayıda İslâmi oluşumun bulunduğu bir ülkedir. Bunlar hakkında bazı özet bilgiler vereceğiz: İslâm Cemaati: Fethi Yeken`in liderliğindeki bu cemaat Müslüman Kardeşler`in Lübnan`daki uzantısıdır. 1964`ten sonra örgütlenmeye başladı. Sünni Müslümanlar arasında etkilidir. En güçlü olduğu şehir Sayda`dır. Hizbullah: Lübnan`daki Şiiler arasında en güçlü örgüttür. İran yanlısı bu örgütün lideri Hüseyin Muhammed Fadlullah`tır. İslâmi Emel Hareketi: Daha önce İmam Musa Sadr`ın liderliğindeyken Şiilerin benimsediği bir yapıya sahip olan Emel Örgütü`nün Nebih Berri`yle birlikte laik ve Suriye yanlısı bir çizgiye kayması üzerine bu örgütten ayrılan Şii Müslümanlar tarafından kuruldu. (Emel Örgütü hakkında “Siyasi partiler” kısmına bkz.) Lideri Hüseyin Musavi`dir. İslâmi Tevhid Hareketi: 1982 İsrail işgalinden sonra Şeyh Said Şa`ban`ın liderliğinde sünni Müslümanlar arasında örgütlenmeye başladı. Taraftarları genellikle sünnilerden olmakla birlikte İran yanlısı bir çizgi izlemektedir. Hizbu`t-Tahrir: Takiyyuddin en-Nebhani tarafından kurulmuş olan bu örgüt hilafet konusuna ağırlık vermektedir. (Hizbu`t-Tahrir hakkında ayrıca Ürdün ve Fas`taki İslâmi cemaatlere bkz.) İbadurrahman Cemaati: 1950`lerden buyana faaliyet göstermektedir. Siyasi faaliyetlerden çok kültürel ve sosyal faaliyetlere ağırlık vermektedir. (Senegal`deki İbadurrahman Cemaati`nden farklıdır.) Bunların yanı sıra bazı tasavvufi cemaatler de bulunmaktadır. Ancak tasavvufi cemaatler genellikle siyasi faaliyetlerden uzaktır.

Ekonomi: İç savaş öncesinde turizm gelirlerinin Lübnan ekonomisinde önemli bir yeri vardı. Lübnan Ortadoğu`nun bir eğlence merkezi haline getirilmişti. Ancak iç savaş turizm sektörünü dumura uğrattı. Günümüz Lübnan`ında halkın önemli bir kısmı tarım, hayvancılık, balıkçılık ve el sanatlarıyla geçimini sağlamaktadır. Tarım ve hayvancılıktan elde edilen gelirin milli gelir içindeki payı % 9`dur. Tarım sektöründe çalışanlar tüm çalışan nüfusun % 19`unu oluşturmaktadır. Akdeniz ikliminin hâkim olduğu Lübnan`da hurma ve turunçgiller başta olmak üzere çok değişik meyveler ve sebzeler yetişmektedir. 1992`de 80 bin ton tahıl, 260 bin ton yer bitkileri, 32 bin ton baklagiller, 1 milyon 175 bin ton meyve, 810 bin ton sebze üretilmiştir. 1992`de 72 bin baş sığır, 230 bin baş koyun, 42 bin baş da domuz bulunuyordu. 1991`de 1800 ton balık ve deniz ürünü avlanmış, bunun % 94`ü denizden, % 6`sı iç sulardan elde edilmiştir. Kerestecilik ve ağaç işleri de birçok Lübnanlının geçim kaynağıdır. 1991`de 482 m3 tomruk üretilmiştir. Lübnan`ın en önemli yerel kaynakları kömür ve demirdir. Bunun yanı sıra az miktarda petrol ve doğal gaz da çıkarılmaktadır. Ayrıca birtakım değerli madenler çıkarılmaktadır. Akdeniz`de de inci avcılığı yapılmaktadır. Maden gelirlerinin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 5`tir. Lübnan ekonomisini ayakta tutan en önemli sektör ise ticaret sektörüdür. İç savaşa rağmen bu ülke, Ortadoğu`nun en önemli ticaret merkezlerinden biri olma özelliğini kaybetmemiştir. Lübnanlı tüccarlar Avrupa ve Uzakdoğu ülkelerinden ithal ettikleri malları Ortadoğu ülkelerine dağıtarak ülke ekonomisine önemli gelirler sağlarlar. Lübnan bir çok medeniyetin izlerini taşıması itibariyle turizme açık bir ülkedir. İçerdeki güvenlik sorunlarının çözülmesinden sonra turizm sektörünün yeniden gelişmesi kuvvetli ihtimaldir. Balebek Sarayı, Babil kalıntıları, Sayda ve Sur`daki antik eserler, Trablusşam ve Beyrut`taki İslâmi eserler bu ülkedeki önemli tarihi eserlerin başında gelmektedir.

Para birimi: Lübnan lirası.

Gayri safi milli hasılası: 4 milyar 130 milyon dolar.

Kişi başına düşen milli gelir: 1400

Dış ticaret: İhraç ettiği ürünlerin başta gelenleri tarım ürünleri, petrol ürünleri, madenler, süs eşyası, hazır eşya (transit ticaret) ve balıktır. İthal ettiği malların başında ise elektrikli ve elektronik araçlar, ulaşım araçları ve yedek parçaları, canlı hayvan, ilaç, gıda maddeleri, petrol ürünleri, kimyasal maddeler ve savunma araç ve gereçleri gelir. Dış ticaretinde birinci sırayı Suudi Arabistan ve İtalya alır. Bu ülkelerden sonra ABD, Suriye, Ürdün, Fransa ve Kuveyt gelir. 1991`de dış ticaretinde tahminen 3 milyar doların üstünde bir açık olmuştur.

Sanayisi: İç karışıklıklar Lübnan`da sanayinin gelişmesini olumsuz yönde etkilemiştir. Ancak günümüz Lübnan`ında sanayinin durumu yine de iyi sayılır. Suriye ve Irak petrollerini nakleden iki petrol boru hattının ucuna birer rafineri tesis edilmiştir. Bunun yanı sıra çimento, tuğla, iplik, tekstil ürünleri üreten fabrikalar kurulmuştur. Küçük sanayi kuruluşları ve atölyeler ise oldukça yaygındır. Sanayinin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 13`tür. Çalışan nüfusun yaklaşık % 19`u sanayi sektöründe iş görmektedir.

Enerji: Lübnan`da 1991`de 4 milyar 750 milyon kw/saat elektrik üretilmiş, aynı yıl 4 milyar 790 milyon kw/saat tüketilmiş ve 40 milyon kw/saat elektrik ithal edilmiştir. Elektrik enerjisinin % 88`i termik santrallerden, % 12`si hidroelektrik santrallerinden elde edilmektedir. Kişi başına yıllık elektrik tüketimi ortalama 1720 kw/saattir.

Ulaşım: Başkent Beyrut`ta uluslararası trafiğe açık bir havaalanı mevcuttur. Trablusşam`daki ikinci havaalanı iç ulaşımda kullanılmaktadır. Beyrut, Sayda ve Trablusşam`da ihracat ve ithalatta kullanılan birer büyük liman bulunmaktadır. Diğer sahil kentlerinde ise iç ulaşımda kullanılan limanlar mevcuttur. Lübnan`ın 100 grostonun üstünde yük taşıyabilen 163 gemisi bulunmaktadır. 420 km.`lik demiryolu, 7400 km.`lik karayolu ağına sahiptir. Bu ülkede ortalama 5 kişiye bir motorlu ulaşım aracı düşmektedir.

Eğitim: Lübnan`da 2200 ilkokul, 1410 genel ortaöğretim kurumu, 185 mesleki ortaöğretim kurumu, 25 yüksek öğretim kurumu bulunmaktadır. Okuma yazma bilenlerin oranı % 80`dir.

Sağlık: Lübnan`da 3810 doktor mevcuttur ve ortalama 775 kişiye bir doktor düşmektedir.

Hedefimiz Lübnan ve Türkiye arasındaki Tüm bağları güçlendirmektir. هدفنا توطيد العلاقات بين لبنان و تركيا